FATİH GENCER


HÂLÂ UMUT VAR

HÂLÂ UMUT VAR


 Her şeyi sonraya bırakmıştı. Hayallerini, çalışmalarını, hayatının anlam arayışını bile… Kafasında hep “daha çok zaman var” cümlesi yankılanıyordu. Sonu gelmeyen ertelemeler onun vazgeçilmeziydi. Her yeni gün, başka bir oyunun, başka bir videonun içinde kayboluyordu. Düşünmeye kalktığında sıkılıyor, morali bozuluyordu. Neden bir şeyler yapmak zorundaydı ki; boş veriyor, internet âlemine bu kez daha derin dalıyordu. Böylece düşünmemeyi öğrenmişti. Ne kadar eğlendiğini sanıyorsa, o kadar uzaklaşıyordu kendisinden, gerçekliğinden ve ailesinden.
 Bazen vicdanı, “ne yapıyorsun?” diye isyan ediyordu. Ama bu sesi bastırmakta ustaydı. Verdiği cevap hep aynıydı: “Henüz çok erken”. Her erteleme içindeki ışığı biraz daha karartıyordu. Oysa o ışık ailesinin umuduydu. Anne babası onu “gözümün ışığı” diye sever, ona “hayatımın sebebi” diye seslenirdi. O anne babasının hayatının anlamıydı. Aynı zamanda milletini dik tutacak en büyük güçtü. Geleceğin cevheri onun içinde saklıydı. Büyüyecek ülkenin yarınlarını o inşa edecekti. Ne var ki o kendi değerini bir türlü öğrenmek istemiyordu. Kendine inanmak sanki dağları sırtlamaktı. Kendini bilmek, sanki tüm insanların sorumluluğunu üstlenmekti. 
 Suçluluk duygusu başkaldırdığında da “ben değil şartlar böyle” diyerek kendiyle yüzleşemiyordu. Suçlu; ailesi, okulu ve arkadaşlarıydı. Herkesin yanlış, kendisinin doğru olduğu bir dünya kurmuştu. O dünyada gerçeğe hayat hakkı tanımak istemiyordu. Kendisini sevenlerin uyarıları düşman saldırısından farksızdı. Ne olursa olsun kendi sanal dünyasını korumalıydı. 
 Bir gün annesi başucuna oturdu. Anne yüreğindeki sevgi, endişe “bir planın var mı?” sorusuyla dile geldi. Ama o sesi duymamaya çalıştı, hemen konuyu değiştirdi, çünkü duymak düşünmek demekti. Bir başka gün öğretmeni, “sen aslında çok zekisin” dedi. Bu cümle bir iltifat değil, yaklaşmakta olan tehlikeye karşı belki de son bir ikazdı. Oysa o, rahatlığa, sorumsuzluğa alışmıştı. 
 Gelecek için küçük adımlar atan arkadaşlarıyla sınıfta yan yanaydılar. Ama zihnen artık farklı evrenin çocukları olmuşlardı. O her geçen gün ekranda koşan sanal bir karaktere dönüşüyordu. Gerçek hayatta yerinde sayıyor, ancak kendi sanal dünyasında durmadan seviye atlıyordu. Bir gece aynaya baktı, bu yansıma kendisine çok benzeyen biriydi ama kesinlikle kendisi değildi. Daha hayatının baharında olmasına rağmen, gözlerinin çevresi orta yaşlı bir insanı andırıyordu. Bitkinliğin izleri yüzüne yansımıştı. Sanal dünyanın parıltısı o nazenin bedene acımamış, her bir sahte seviye karşılığında sanki yıllarını çalmıştı. Ne yazık ki o bu dünyada bir iz bırakamamış, sanal dünyada yorulmuştu.  Aynadaki yaşlanmış çocuk bir hortlak gibiydi, ama gerçeğin ta kendisiydi.
 Bir gece elektrik gitti. Ne yapacağını şaşırdı. Bir müddet sonra ilk defa sessizliği dinlemeye başladı. Elektrik gitse de hayat devam ediyor, her şey yerli yerinde duruyordu. Ekrandan geriye kalan sessizlik uzun zamandır fark etmediği bir dinginliğin kapısını araladı. Anne babasının konuşmalarını dinlemeye başladı. Annesinin sesini sanki ilk defa duyuyordu. Bir ses bu kadar içten olabilir miydi? Annesi sanki evi aydınlatıyor, sanki her yer onun sesiyle ısınıyordu. Ya babası, onun evde olduğunu bilmek bile ona huzurlu bir güven veriyordu.
 Bir akşamüstü gökyüzünün kıpkızıl olduğunu gördü. Güneş batmak üzereydi. Ancak bir terslik vardı; gözleri ışıktan kamaşırken karanlık güneşi yutuyordu. O an sanal âlemin parlak ışıklarının tüm dünyasını nasıl kapladığını hatırladı. Ekran bambaşka bir parıltıydı; tıpkı şimdi olduğu gibi hiçbir şey seçilemiyordu. Bu parlaklığa bakan gözler, karanlığı bile ürküten en siyah halde donup kalıyordu. Anladı ki her şeyin gözleri kamaştırdığı an; karanlığın yaklaşmakta olduğunu haber veriyordu. Yakında çocukluktan çıkacak ve gerçek dünya ile baş başa kalacaktı. Çok az zamanı kalmıştı. 
 İnternet ona özgürlük sunmamış, sadece sonsuz bir oyalanma vermişti. Zihni çok doluydu ama bir çöplükten farksızdı. O akşam gökyüzünün kızıllığı altında eve dönerken, ilk defa kendine dışarıdan baktı. Sanki yıllardır bir sisin içinde kaybolmuştu. O sis dağılmaya başlamıştı. Yıllardır ertelediği yüzleşmeler, dudaklarından bir cümle olarak döküldü: “Ben daha fazlasını yapabilirim”. Bu cümle ne bir gurur ne de bir iddiaydı. Sadece gerçeğin kendisiydi. İçinde bir yer, çok derin bir yer, yıllardır ışık arayan bir yer tıpkı kayayı yarıp çıkan yeşil bir filiz gibi nihayet uyanmıştı. 
 Eve gidince ilk kez doğrudan annesinin yanına oturdu. Annesi şaşkınlıkla gülümsedi, babası onun bu sessizliğinde bir olgunluk sezdi. O gece ilk defa düşünmekten korkmadı. Gerçeklerin kendisini üzecek saldırılar değil, ayağa kaldıracak sorumluluklar olduğunu anladı. Ailesinin ona nasıl güvendiğini, milletinin ona nasıl ihtiyaç duyduğunu düşündü. Yıllardır kaçtığı “ben bu hayata ne katacağım?” sorusunun cevabı karanlığı parçalayan bir mum ışığı gibi parladı: İyilik… Emek… İz… Değer…
 Ve ilk kez, sadece kendi geleceğini değil; henüz doğmamış çocuklarının geleceğini de düşündü. Bugün attığı adımların, bir gün onların kaderine dönüşeceğini fark etti. Eğer şimdi pes ederse, çocuklarına en büyük kötülüğü yapmış olacaktı. Bu düşünce içini acıttı ama aynı zamanda yıllardır hissetmediği bir güç verdi. Hemen oyunları, uygulamaları silmeye yeltendi. Ekrana dokunduğu an elleri titriyor, sanki içinden bir şeyler kopuyor, hayatının anlamını yitirdiğini sanıyordu. Zihni bir anda bulandı, yoksunluğu ta yüreğinde hissetti ve içindeki boşluk onu korkuttu. Fakat kararlıydı. Hayatın manası bu kadar basit, bir ekrana sığacak kadar sığ olamazdı. Elindeki cihazı bıraktı, pencereyi açtı ve gökyüzüne baktı. O gece titreyen zayıf eller dijital esaretin görünmeyen zincirlerine başkaldırmıştı. Artık biliyordu, kendisi gibi milyonlarca genç içlerindeki mum ışığıyla zifiri karanlığı bir güneş gibi aydınlatacaklardı.

Evlenmek isteyen genç kız babasını mahkemeye verdi

İncirlik krizi sonrasında ilk izlenim olumlu

Kraliyet yengesi evlendi

Afganistan’da 6 bin 250 kilo amonyum nitrat yakalandı

Everest’e tırmanmaya çalışan dağcı hayatını kaybetti

Tayland’da patlama: 24 yaralı

Bilim adamları çip içinde beyin hücresi büyüttü

‘Çin ile çatışma katliam olur’

NYT: Çin’de 10’dan fazla CIA ajanı öldürüldü

Donald Trump’tan Suudi Arabistan’da kılıç dansı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 20 15 1 4 33 49
2.FENERBAHÇE A.Ş. 20 13 0 7 28 46
3.TRABZONSPOR A.Ş. 20 12 2 6 15 42
4.GÖZTEPE A.Ş. 20 11 3 6 15 39
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 20 10 4 6 10 36
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 20 8 6 6 13 30
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 20 7 4 9 3 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 20 6 7 7 -7 25
9.KOCAELİSPOR 20 6 8 6 -5 24
10.CORENDON ALANYASPOR 20 4 6 10 -2 22
11.GENÇLERBİRLİĞİ 20 6 10 4 -3 22
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 20 4 8 8 -6 20
13.HESAP.COM ANTALYASPOR 20 5 10 5 -14 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 20 4 9 7 -9 19
15.İKAS EYÜPSPOR 20 4 10 6 -12 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 20 3 10 7 -12 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 20 2 9 9 -25 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 20 2 15 3 -22 9